Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, Türkiye’de siyasal dilin köklü bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, siyasetin artık hakikat üretmekten uzaklaştığını ve duygu yönetimine dayalı bir zemine oturduğunu söyledi.
Karakurt, yaptığı değerlendirmede Türkiye’de siyasetin sorumluluk alan, hesap veren ve açıklayıcı bir dil yerine; korku, umut ve sadakat eksenli bir söylemi tercih ettiğini vurguladı. “Bugün siyaset doğruyu tartışmıyor, sadece taraf üretiyor. Temel soru ‘Ne doğru?’ değil, ‘Bizden mi, değil mi?’ sorusuna indirgenmiş durumda” ifadelerini kullandı.
“Kavramların İçi Boşaltıldı”
Siyasal dilde kullanılan temel kavramların anlamını yitirdiğini dile getiren Karakurt, özellikle “milli”, “halk” ve “irade” kavramlarının siyasetin aracı haline getirildiğini belirtti. Karakurt’a göre, “milli” kavramı artık hakikate uygun olanı değil, iktidara uygun olanı tanımlıyor. “Yanlış bile olsa ‘bizim yanlışımız’ meşru görülüyor; doğru karşıdan geliyorsa tehdit olarak algılanıyor” dedi.
“Halk” kavramının da sorumluluk taşıyan bilinçli bir topluluk olmaktan çıkarıldığını savunan Karakurt, bu kavramın siyasal dilde alkışlayan ve meşruiyet sağlayan bir kalabalığa dönüştürüldüğünü ifade etti.
“İrade, Ahlaki Sorumluluktan Koparıldı”
“İrade” kavramının ise ahlaki sorumluluk boyutundan uzaklaştırılarak yalnızca sayısal çoğunlukla eş tutulduğunu belirten Karakurt, çoğunluğun her zaman doğruyu temsil etmeyebileceğini vurguladı. “Çoğunluk yanılabilir, zulmü normalleştirebilir, yanlışta ısrar edebilir. Ama siyasal dil ‘Çoğunluk yaptıysa doğrudur’ anlayışını yerleştirdi” diye konuştu.
“Bağıran Dil Düşünmeyi Susturuyor”
Türkiye’de siyasal dilin giderek daha sert ve yüksek sesli hale geldiğini ifade eden Karakurt, bu durumun düşünme ve sorgulama mekanizmalarını bastırdığını söyledi. Karakurt, “Bağırmak muhakemeyi bastırır, slogan sorgunun yerini alır. Siyaset anlatmıyor, açıklamıyor, gerekçelendirmiyor; sadece konumlandırıyor: Biz ve onlar” dedi.
“İyilik Sadakat Aracına Dönüştü”
Karakurt, siyasal dilde “iyilik” kavramının da araçsallaştırıldığını belirterek, yardımların ve merhamet söyleminin toplumsal dayanışma için değil, sadakat üretmek amacıyla kullanıldığını öne sürdü. “İyilik hak için değil, bağlılık için dağıtılıyor. Alan minnet duyuyor, veren hesap vermiyor” ifadelerini kullandı.
“Hesap Vermek Yerine Hikâye Anlatılıyor”
Hesap verme kültürünün siyasal söylemde özellikle dışlandığını savunan Karakurt, bunun nedeninin hesap vermenin gücü sınırlandırması olduğunu söyledi. “Siyasal dil hesabı değil hikâyeyi seviyor. Ama hikâyeler biter, hesap kalır” diyen Karakurt, mevcut siyasal anlayışın sürdürülemez olduğunu dile getirdi.
Açıklamalarını değerlendiren Anayol Partisi Genel Başkanı Ali Karakurt, Türkiye’de siyasetin doğruyu savunan bir zemine geri dönmesi gerektiğini belirterek, “Kalabalık hakikatin yerine geçirildi. Ancak serap ne kadar parlak olursa olsun, sonuç anında dağılır; geriye sadece hesap kalır” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.


Tasarım: